+90 850 308 31 93
altunizade@isavak.org
Altunizade Mah, Kısıklı Cad. NO:51 Üsküdar / İstanbul
Büyükler bazen değişen dönem ve unutulan çocuklukları ile nasıl çocuklara yaklaşacaklarını bilemiyorlar ve soruyorlar: ‘’Bu çocuk çok çekingen, ona nasıl yaklaşabilirim?’’, ‘’Çocuğa ne sormalıyım, ne sormamalıyım?’’, ‘’Ondan izinsiz çocuğu alıp öpmem uygun mu, sarılıp kucağıma alabilir miyim?’’ ve benzeri daha birçok soru.
Öncelikle, şunu hatırlamalıyız ki çocuklar yetişkinler gibi düşünmez ve toplumsal kuralları da bilmezler. Sizin için selam vermek veya kapıdan uğurlamak önemli olabilir ama çocuk bunların henüz bilincinde değildir. Yetişkinler onlara selam verebilir ama selam alamayabilirler, bu normaldir. Selamlaşmak istemeyen çocuğa ebeveyni belki ‘’Annecim selam verebilirsin’’ diyebilir ama çocuk istemiyorsa zorlanmamalıdır.
Bazen büyükler çocukla ilk tanışma anlarında onları sarılmaya ya da kucaklarına oturtmaya çağırabiliyorlar. İyi niyetle yapılsa da unutulmamalı ki, siz çocuk için henüz bir yabancısınız. Ve çocuğa yabancılara karşı mesafeli olması öğretildi. Çocuğun tanımadığı birisine sarılmayı istememesi oldukça olağandır. Burada yeniden yapılacak şey ebeveyni ‘’Annecim amca/teyze ile tokalaşabilirsin’’ derlerse görüşmeleri olur.
Bir ebeveyn bazen çocuğu kucağa alındığında onun zorlandığını, ağladığını görür ama büyüklerle tartışmaktan çekiniyor olabilir. Burada yapılabilecek en iyi şey, nezaket ve saygı ile çocuğunun sınırını çizmesidir ‘’ Teyzecim ben Ayşenur’u alayım, o şu an sarılmak istemiyor.’’
Burada ayrıca ebeveyn tutumunda birlik önemlidir, belki olabileceklerle ilgili eşler Bayram’ın evvelinde konuşabilir, ne yapabileceklerini kararlaştırmaları iyi olabilir.
Çocukların kimisi ilgili sever, kimisi ilgide rahatsız olur. Burada çocuğun halini büyük okumalı ve ona göre yaklaşımını belirlemelidir.
Bazen büyükler iyi niyet ve şakalaşıp çocukla diyalog kurabilmek adına çocukları sinirlendirecek benzetmeler yapabilmekteler. Misal, ‘’Ne ekşitiyorsun o vişne suratını, evet sen bir vişnesin’’, ‘’Belli ki bu bardağı almaya gücün yetmiyor, zıpla da yakala bakalım’’ ve benzeri söylemler çocukları sinirlendirir, incinmiş ve değersiz hissettirebilir. Çocuklarla diyalog kurmak için bu şekilde bir içerikle dalga geçmeye çalışmak, çocuğun izzetten beslenen benliğine zarar verebilir.
Bunun tam tersi olarak, bazen çocuğun yakınları sırf onu övüp her istediğini yapma noktasına da gidebilmekteler. Aslında burada karıştırılan birkaç nokta var. Çocuğun mahrem sınırlarını öğrenmesi ve gelecekte kendisinin de koruyabilmesi için buna hassasiyet gösteririz ancak çocuğun şımarmaması ve bazen ‘hayır’ı duyması adına da (bu kısım en yakınları için) kendi çizdiğimiz sınırlara da uyum sağlamasını bekleriz. Siz sınır çizdiğinizde ve izin vermediğinizde ağlayabilir, kızabilir ve ortalığı dağıtabilir. Ailelerin nötr ama tok bir duruş ile sabır ve sebatla bunun tutarlılığını koruması çocuk için en güzel olanıdır.
Çocuk tanımadığınız bir misafir ile yalnız bırakılmamalı ve emanet edilmemelidir. Yalnızca sizin gerçekten tanıdığınız en yakınlarınıza emanet edilebilir (büyük annesi, teyzesi, halası).
Çocuklar çok çekingenlerse odada bulunmaktan kaçınabilir ya da ekrana sarılabilirler. Burada ebeveynin görevi, çocuğunu onu çok zorlamayacak şekilde misafirle oturulan ortama almak ve ona yanında olduğunu hissettirmesidir. Siz başkaları ile muhabbet etmeye başladıkça kızınız/oğlunuz da sizin güveninizi görüp ortama ısınıp uyum sağlamaya başlayacaktır. Hatta belki çevresindeki bir nesneyi, bardak altlığını, masa örtüsünü oyuncağa çevirip misafirlerle oynamak isteyebilir.
Şimdiden geçmekte olan Ramazan’ınızı kutlar, Bayramınızı tebrik ederim.
Psikolog Aynur ADİLOĞLU