+90 850 308 31 93
altunizade@isavak.org
Altunizade Mah, Kısıklı Cad. NO:51 Üsküdar / İstanbul
Beklenti Anksiyetesi
Beklenti anksiyetesi, gelecekte olabilecek olaylar hakkında aşırı endişe duyma hâlidir. Kimi zaman bir sınav sonucu kimi zaman bir iş görüşmesi, bazen de tamamen kontrolümüz dışında gelişen olaylar üzerine zihnimizi sürekli yoran bir süreçtir. Modern psikolojinin önemli bir konusu olan bu durum, aslında insanın varoluşsal bir yönünü de gözler önüne seriyor: Geleceğe güven duymak ya da duyamamak.
Beklenti Anksiyetesi Nedir?
Beklenti anksiyetesi, "beklenen bir olayın gerçekleşmesinden önce yoğun kaygı yaşama" durumudur. Bu kaygı;
Örneğin önemli bir sunum yapmadan günler önce uykusuz kalmak veya tahlil sonuçlarını almadan önce en kötü senaryoları kafada kurmak, bu anksiyetenin tipik örneklerindendir.
Önemli olan şudur: Henüz gerçekleşmemiş bir olaya, sanki kötü sonlanacakmış gibi yaklaşmak, insanın "şu an"ını da sabote eder. Kişi, bugünü yaşayamaz hâle gelir
Beklenti Anksiyetesi ile Baş Etmenin Yolları
Geçmiş ve gelecek kaygılarından sıyrılıp sadece içinde bulunulan âna odaklanmak, ruhun huzur bulmasına yardımcı olur. Mindfulness (bilinçli farkındalık) uygulamaları da tam olarak bunu öğretir: Şu anda ne yapıyorsak ona tamamen odaklanmak.
Tevekkül, sadece Allah’a güvenmek değil aynı zamanda gerekli hazırlıkları yapıp sonucu Allah’a bırakmaktır. Beklenti anksiyetesi yaşayan bir kişi, üzerine düşen sorumlulukları yerine getirip sonrasında sonucu takdir-i ilahiye havale etmelidir.
Beklenti anksiyetesi çoğu zaman gerçek dışı felaket senaryolarına dayanır. Şu soruları kendimize sorabiliriz:
Bu yöntem, bilişsel davranışçı terapi (CBT) teknikleri arasında yer alır ve kaygıyı somutlaştırarak etkisini azaltır.
Beklenti Anksiyetesinde Şu Ana Odaklanmak
Şu ana odaklanmak henüz gerçekleşmemiş bir geleceğin ihtimallerine takılıp kalmaktan kurtulmanın en etkili yollarından biridir. Bilinçli farkındalık (mindfulness) temelli terapilerde bireyin yalnızca o anda olanlara dikkatini vermesi sağlanır. Araştırmalar, düzenli mindfulness uygulamalarının amigdala (kaygıdan sorumlu beyin bölgesi) aktivitesini azalttığını, prefrontal korteks (karar alma ve kontrol) ile bağlantısını güçlendirdiğini ortaya koymaktadır. Bu da kaygının bilişsel kontrol altına alınmasını kolaylaştırır.
Ana odaklanmak, beynin kimyasal dengesini düzenleyen, kortizol seviyelerini düşüren ve psikolojik dayanıklılığı artıran bir beceridir. Beklenti anksiyetesinden korunmak için zihin geleceğe sürüklendiğinde farkındalıkla durmak ve dikkati tekrar bugüne yönlendirmek, kaygıyı durduran en temel adımdır.
Beklenti Anksiyetesinde Teslimiyet
İnsan olmanın doğasında geleceğe dair umutlar kadar endişeler de vardır. Ancak bu endişenin esiri olmak, hayatı kaçırmamıza sebep olur. Beklenti anksiyetesiyle baş etmek, hem güçlü bir psikolojik irade hem de derin bir manevi teslimiyet gerektirir. Geleceğin bilinmezliği, insanı korkuturken aynı zamanda Rabbimize daha çok yönelme fırsatı da sunar.
Hz. İbrahim (a.s.), Nemrud tarafından ateşe atılmak üzereyken, Cebrâil (a.s.) yanına gelir ve şöyle der:
“Bir isteğin var mı?”
Hz. İbrahim şu muazzam cevabı verir:
“Rabbimin hâlimden haberi var mı?”
Cebrâil: “Evet.”
Hz. İbrahim: “Öyleyse O bana yeter.”
Bu sözler, beklenti kaygısının zirveye ulaşabileceği bir anda sergilenen en yüksek iman örneğidir. O anda ne kurtulmanın yollarını aramış ne de ateşin sonucuna dair bir korkuya kapılmıştır. Çünkü onun içi Allah’a olan güvenle doludur.
“Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve esenlik ol dedik.” (Enbiya, 69)
Hz. Eyüp (a.s.), malını, evladını ve sağlığını kaybettiği ağır bir imtihanla karşı karşıya kalmış, yıllarca süren hastalığı boyunca sabretmiş ve Rabbine karşı en ufak bir serzenişte bulunmamıştır. Kaygı duymak yerine, kulluk görevini aksatmamış, dualarla, sabırla ve tevekkülle Allah’a yönelmiştir. Nihayetinde Allah onun duasına icabet etmiş ve hem sağlığını hem nimetlerini geri vermiştir:
"Biz onu bir sabırlı olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! Şüphesiz o, Allah’a yönelen biriydi." (Sâd Suresi, 44)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ise şöyle buyurur:
“Bir iş hakkında karar verdiğin zaman, Allah’a tevekkül et.” (Buhârî, Tevhîd, 32)
Teslimiyet, beklenti kaygısının panzehiridir. Hz. İbrahim’in teslimiyetinden, Hz. Eyüp’ün sabrından ve Resûlullah’ın tevekkülünden alacağımız ders şudur: Biz gayret ederiz, ama gönlümüz Allah’a dayanır
O hâlde, kaygılarımızı vesvese yapmak yerine, onları Rabbimize arz ederek huzur bulmayı seçelim.
Beyza Nur Güçlü