+90 850 308 31 93
altunizade@isavak.org
Altunizade Mah, Kısıklı Cad. NO:51 Üsküdar / İstanbul
Her biri ayrı fedakarlıklar içeren bu davranışlar çoğu zaman istenilen sonucun elde edilmesini sağlar. Bazı zamanlarda ise anne babalar bütün imkanlarını çocuklarının önüne serseler de işler istedikleri gibi gitmez. Anne babalar “her şeyi yaptık yine de sözümüzü dinlemiyor”, “ne istese aldık hala sıkılıyor”, “en iyi okullara yolladık başarılı olamıyor” gibi cümleleri sık sık kurarlar. Harcanan onca emeğin, zamanın ve birikimin karşılığında bu zorlukların yaşanmasının yıpratıcı olması anlaşılır bir durumdur. Aileler birçok imkanı sunmalarına rağmen zorluk yaşamaları hayal kırıklığına sebep olabilir. Ebeveyn olmak hiç de kolay değildir. Birçok dengeyi gözetmeyi içinde barındırır. Bir yemek yapmak için birçok malzemeye ihtiyaç duyulduğu gibi bir çocuk yetiştirirken de tek bir malzemeyi sağlamak yeterli olmaz. Ailelerin çoğu zaman gözden kaçırdığı ya da çok da üstünde durmadıkları bir nokta vardır; bağ kurmak. Çocukların her şeyden önce ihtiyaç duydukları şey güvenilir bir bağdır. Çocuklar doğdukları andan itibaren anne babalarının yardımına ihtiyaç duyarlar. Kendi kendilerine yapamadıkları ve öğrenecekleri çok fazla şey vardır. Bu temel ihtiyaçlar karşılanırken pek tabii anne baba ve çocuk arasında bir bağ oluşmaya başlar. Ancak bu bağın doğal şekilde gelişmesi sonradan daha fazla emek harcanmasına gerek olmadığına dair bir inancı beraberinde getirebilir. Çocuklar ailelerine sevgi ile bağlıdırlar. Çocukların sadece karınlarının doyurulmaya değil aynı zamanda ruhlarının da doyurulmaya ihtiyaçları vardır. Aileler bu sevgi bağını çocuklarını besledikleri gibi beslemelidirler.
Güvenli bağlanmanın sağlanabilmesi için anne babaların iyi bir dinleyici olmaları şarttır. Çocukları can kulağıyla dinlemenin ve onlara kendilerini ifade etmeleri için alan açmanın ne kadar önemli olduğu zaman zaman unutulur. Yetişkin dünyası yoğundur, dolayısıyla ebeveynlerin zihinleri de doludur. Bazen çocuklar hiç susmayacaklarmış gibi konuşabilirler ve aileler için dolu bir zihinle onları dinlemeye devam etmek zorlayıcı olabilir. Ancak dinliyor gibi görünmek, deneyimlerini paylaşmaları için alan açmamak aradaki bağı zedeler. Çocukların okulda yaşadıkları “basit” bir durumu dinlemeye vakti olmayan annne babaların, çocuklarını en iyi okula göndermelerinin evdeki durumların düzelmesinde yeteri kadar yardımcı olamayacağı açıktır.
Çocuklar anlaşılmak ister. Bazen kelimelerle bazen oyuncaklarla bazen de davranışlarla kendilerini anlatmaya çalışırlar. İyi dinleyici olan anne babalar çocuklarını daha iyi anlarlar. “Bugün okula gitmek istemiyorum” dediklerinde çocuklarının neyden kaçtığını bilirler ve durumu konuşmak için ortam oluştururlar. Oyuncaklarla oynamak istediklerinde rahatlamaya ihtiyaç duyduklarını fark ederler ve onların oyun tekliflerini reddetmemeye özen gösterirler. Oyun oynamak çocuklarla kurulan bağı güçlendirmek için altın değerindedir. Yalnız çocuklarla oyun oynuyormuş gibi yapmak, “kendin oyna” demek veya oyuna “atlar uçmaz bak böyle oynayacaksın” gibi düzeltmeler yaparak müdahale etmek çocukları tatmin etmez. Çocuklar en önemli ihtiyaçları olan bağlanmayı hissedemezlerse anne babalar için güçlükler devam eder. Çocuklar dinlenmediklerini düşündüklerinde içe kapanmak ya da agresif olmak gibi daha farklı davranışlar sergileyebilirler. Bazen çocuklardaki davranışlar yanlış bir şekilde yorumlanabilir. Sessiz sakin bir köşede duran çocuklar “çok uslu” olarak tanımlanırken daha agresif tutumlar sergileyen çocuklar “yaramaz” olarak etiketlenir. Aslında her birinin kendini ifade etme biçimi farklıdır. Çok uslu duran da “yaramaz” denen de kendini anlatma ihtiyacı hisseder. Kendisine fırsat verilmediği için köşede kalan çocuk tüm zorlanmalarını iç dünyasında saklıyor olabilir. Bağıran, yerinde durmayan çocuk ise “beni görün” mesajını iletmeye çalışıyor olabilir. Görülmeyen, duyulmayan ve anlaşılmayan çocukların belli zorluklar “çıkarmaları” çok da şaşırtıcı değildir. Çocukların neye ihtiyacı olduğunu görüp onlarla iletişime geçmek bağı kuvvetlendirir.
Çocukları dinlemek bağ kurmanın önemli bir kısmı olsa da ebeveynlerin yapabileceği başka şeyler de vardır; çocuklarını dinlediklerini göstermek gibi. Çocuklar sık sık “bunda üzülecek bir şey yok” “tamam ağlama” gibi cümleleri duyarlar. Bu cümleleri kuran anne babalar her ne kadar iyi niyetli olsalar da çocukların zihinlerine duygularının yok sayıldığına dair yanlış bir mesaj yollarlar. Yanlış anlaşılmaların düzeltilmesi için ailelerin çocuklarının duygularını fark etmeleri ve duygularla ilgili çocuklarıyla konuşabilmeleri gerekir. Ebeveynleri duygularını kabul ettiklerinde çocuklar çok daha gerçekçi bir bağ hissederler. Çocukların tek ihtiyacı anlayışlı bir eşlikçidir. Gerçekten yanlarında olan, onların yaşadıklarını merak eden ve etkili bir şekilde dinleyen eşlikçilere ihtiyaçları vardır.
Çocuklarla zaman geçirmek bir görev olarak görülmediğinde, anne babalar için çocuklarıyla birlikte olmak çok daha keyifli hale gelir. Bir iş yaparken, televizyon izlerken, telefona bakarken çocuklarla iletişimde olmak zaman geçirmek gibi görülse de bu aldatıcıdır. Anne babalar hem duygusal hem fiziksel olarak çocuklarının yanında olduklarında etkili zaman geçirilir. Çocuklarını etkin bir şekilde dinleyen anne babalar kendi sözlerinin de dinlendiğini fark ederler. Çocuklarıyla keyifli bir şekilde oynadıklarında çocuklarının da sembolik oyunlar üretebildiklerini ve tek başlarına da oynayabildiklerini görürler. Duyguları bastırmayan ebeveynler çocuklarının kendilerini ifade etme konusunda daha cesur olduklarına şahitlik ederler. Anne babalar çocukları ile samimi bir bağ kurduklarında çocuklarının onlara daha çok güvendiklerini hissederler. Çocukları için her şeyi yapmaya hazır olan anne babalar, çocuklarını sevdikleri kadar dinlemeye ve anlamaya da hazır olmalılar.
Psikolog Elif Büşra BOZALİ GÜNEŞ