+90 850 308 31 93
altunizade@isavak.org
Altunizade Mah, Kısıklı Cad. NO:51 Üsküdar / İstanbul
Ergenlik dönemi, çocukluktan yetişkinliğe geçişi simgeleyen, biyolojik, duygusal ve sosyal açıdan yoğun değişimlerin yaşandığı kritik bir gelişim evresidir. Herkesin deneyimlediği normal bir gelişimsel dönemdir. Sadece bedensel değil, aynı zamanda beyin yapısında ve işleyişinde kapsamlı dönüşümler gerçekleşir. Bu dönemde beynin farklı bölgeleri, özellikle de duygu yönetimi, karar verme ve sosyal ilişkilerle ilgili alanlar yeniden yapılanır. Ergen beynindeki en dikkat çekici değişimlerden biri planlama, mantık yürütme, risk değerlendirme ve dürtü kontrolünden sorumlu bölgenin henüz tam olgunlaşmamış olmasıdır. Doğal olarak bu gelişim evresinde gençlerin bazı becerilerini kullanmaları pek mümkün olmaz. Duyguları yoğun biçimde işleyen ve ödül motivasyonunu artıran beyin yapısı, ergenlik döneminde çok daha aktif hale gelir. Bu durum, gençlerin duyguları daha keskin yaşamalarına, yeni deneyimlere ve sosyal kabul görmeye karşı daha hassas olmalarına neden olur. Tüm bu dönüşümler, ergen beynini hem hassas hem de son derece esnek bir hale getirir. Bu nedenle ergenlik, doğru destekle gençlerin potansiyellerini geliştirebilecekleri güçlü bir fırsat dönemidir.
Gençler duygularını çok daha yoğun yaşamaya başlarlar. Duygu geçişleri daha hızlı ve keskin olabilir. Ruh halleri hızlı değişir. Sebebi bilinmeyen duygusal dalgalanmalar yaşayabilirler. Eleştirilere karşı daha hassas ve kırılgan olurlar. Kimlik arayışı başlar. Hem özgür olmak isterler hem kabul görmek, onaylanmak isterler. Ebeveynlerden çok arkadaş ilişkilerini önemserler. Kendilerini çevre ile kıyaslayabilirler. Akranlarının fikirleri ve beğenileri önem kazanır. Yenilik arayışı içinde olurlar. Heyecan verici uğraşlar deneyebilirler. Risk alma eğiliminde olurlar ve düşünmeden hareket ederler. Kurallara karşı çıkarak otorite ile çatışabilirler. Zaman zaman içlerine kapanıp yalnız kalmak isteyebilirler. Tüm bu değişiklikler, ergenliğin doğal parçalarıdır ve gençlerin duygusal olgunluğa, bağımsızlığa ve kimlik gelişimine doğru ilerlediklerini gösterir.
Ebeveynlerin bu süreçte sabırlı, anlayışlı ve destekleyici olmaları, gençlerin bu dönemi sağlıklı şekilde atlatmalarına büyük katkı sağlar. Ebeveynlerin gençlerle sağlıklı iletişim kurmaları hem aile içi huzurun korunmasında hem de gençlerin kendilerini güvende hissetmelerinde kritik bir rol oynar. Ergenlik döneminde aile içi iletişim problemlerinin oluşmasında bazı faktörler vardır. Gençlerin duygularını yoğun ve şiddetli yaşamaları, ailelerinin sınırlarını baskı olarak algılamaları, bağımsızlıklarını kazanmaya ihtiyaç duymaları bu faktörlerden bazılarıdır. Aileyle paylaşımın azalması ve arkadaş ilişkilerinin önem kazanması iletişimi zayıflatır. Ebeveynler çoğu zaman kendi gençlik dönemlerini düşünerek çocuklarına yaklaşırlar. “Biz hiç ergen olmadık” gibi sitem içeren cümleler ile yaklaşabilirler ve kıyas yapabilirler. Gençler güncel şartlara göre değerlendirilmediklerinde ailelerine karşı mesafe alırlar. Ayrıca, anlaşılmadıklarını hissederler. Kuşak farkı ve farklı bakış açıları iletişimi doğrudan etkiler. Ebeveynlerin yüksek beklentileri çocukların stres seviyesini arttırır ve daha tepkisel yaklaşmalarına sebep olur. Eleştirel bir tutum karşısında gençler savunmaya geçerler. Bu dönemde gençler mahremiyetlerine ve gizliliklerine daha çok önem verirler. Kendilerine ait bir alan isterler. Aile bu ihtiyacı farklı şekilde yorumladığında gerginlikler yaşanabilir. Bunların yanı sıra, her ilişkide olabilecek yanlış anlaşılmalar, duyguları ifade etmekte zorlanmalar gibi durumlar yaşanabilir. Ergenlik dönemindeki iletişim problemleri çoğu zaman “gencin inadından” değil, gelişimsel ihtiyaçlar ile ebeveyn beklentileri arasındaki uyumsuzluktan kaynaklanır.
Sağlıklı bir ilişki kurabilmek için ebeveynler iyi bir iletişim kurmaya çalışmalılar. İyi bir iletişim için ebeveynlerin gençlerin iyi birer dinleyici olmaları gerekir. Yaşananları ilgili bir şekilde dinlemeliler. Sözlerini bölmeden, yargılamadan ve çözüm üretmek için acele etmeden dinlemeleri çocukların anlaşıldıklarını hissetmelerini sağlar. Duygularını anlamaya çalışmalılar. Yaşanılan durumda çocuklarının neye ihtiyaçları olduğunu anlamaya odaklanmalılar. Sürekli kontrol etmek yerine rehber olarak eşlik etmeliler. Kontrol arttığı zaman çocukların baskılandıklarına dair olan inançları güçlenir. Müdahale edilmesi gençlerin bağımsızlık ihtiyaçlarını zedeler. Çocukluktan gençliğe geçilen bu dönemde sınırlara ihtiyaç vardır. Net, tutarlı ve makul sınırlar konulmalıdır. Sınırlar açık ve anlaşılır olmalıdır. Gençler için arkadaşlığın çok önemli olduğunu unutmamalıdırlar. Ebeveynler arkadaş çevresini tanımaya çalışabilirler. Yasaklar koymak yerine riskleri konuşabilirler. Aileler karşı taraf hakkında konuşurlarsa gençler savunmaya geçerler. Bu yüzden aileler karşı taraf hakkında konuşurken daha dikkatli olabilirler. Zaman zaman anlaşmazlıkların olabileceğini kabul ederek tartışmaları güç savaşına çevirmemeliler. Bunların yanı sıra bağlanmayı kuvvetlendirecek özel zamanlar planlayabilirler. Ebeveynler eleştiriden kaçınıp övgüyü arttırabilirler. Olumlu davranışları fark edip takdir edebilirler. Ergenlik dönemindeki iletişim problemleri doğru yaklaşım, empati ve tutarlılıkla önemli ölçüde azaltılabilir.
Elif Büşra BOZALİ GÜNEŞ