+90 850 308 31 93
altunizade@isavak.org
Altunizade Mah, Kısıklı Cad. NO:51 Üsküdar / İstanbul
Artık “Biz” Olma Zamanı: Evlilikte Yeni Bir Aile Sistemi Kurmak
Evlilik, bireylerin sadece aynı evi paylaştıkları bir birliktelik değil, aynı zamanda ortak değerler, alışkanlıklar ve kurallar çerçevesinde yeni bir aile sistemi inşa etmeleridir. Ancak bu süreç, çoğu zaman sandığımız kadar kolay olmaz. Çünkü her birey, evlilik hayatına kendi ailesinden getirdiği düşünce kalıpları, alışkanlıklar ve iletişim biçimleriyle girer. Eğer çiftler kendi aile sistemlerini bilinçli bir şekilde oluşturmazlarsa evlilikleri kök ailelerinin bir uzantısı haline gelebilir.
Peki sağlıklı bir “biz” olma süreci nasıl gerçekleşir? Bu süreci anlamak için bazı temel noktalara ve örneklere birlikte bakalım.
Hepimiz kök ailemizden belirli bir ilişki kurma tarzı öğrenerek büyürüz. Kimimiz otoriter bir ailede yetişmişizdir ve kuralların dışına çıkmayı yanlış buluruz, kimimiz ise daha özgür bir ortamda büyüyüp bireyselliğimizi rahatça ifade etmeyi öğrenmişizdir. Ancak bu farklılıklar, evlilikte zaman zaman çatışmalara sebep olabilir. Düşünün ki bir eş geleneksel bir aile yapısında büyümüş ve kararları genellikle ebeveynleri almıştır. Diğer eş ise daha bağımsız bir ailede yetişmiş ve kendi kararlarını kendisi verme konusunda özgür bırakılmıştır. Şimdi bu iki kişi evlendiğinde günlük yaşamla ilgili basit bir kararı nasıl alacaklar? Geleneksel aileden gelen birey, belki de eşinin her önemli konuda kendi ailesine danışmasını bekleyecektir. Ancak bağımsız büyüyen birey için bu, garip ve gereksiz bir durum olabilir. Eğer bu farklar konuşulmazsa taraflar kendilerini anlaşılmamış hissedebilir ve evlilikte çatışmalar ortaya çıkabilir.
Çatışmaları önlemek için öncelikle her iki tarafın da kendi aile yapısını ve getirdiği alışkanlıkları fark etmesi gerekir. Bunu yapabilmek için şu sorular üzerinde konuşmak faydalı olabilir:
Bu soruların cevapları, çiftin hangi noktalarda farklılaştığını anlamasına ve kendi aile sistemlerini nasıl kurmaları gerektiğini belirlemelerine yardımcı olacaktır.
Evlenen çiftler, kök ailelerinden öğrendikleri kuralların her zaman kendi evlilikleri için geçerli olmadığını fark etmelilerdir. Sağlıklı bir ilişki için çiftlerin kendi evliliklerine özgü yeni kurallar ve değerler belirlemeleri gerekir.
Diyelim ki bir çift özel günleri kutlama konusunda farklı düşüncelere sahip. Eşlerden biri için doğum günleri ve yıldönümleri çok önemliyken diğeri bu tür kutlamalara pek önem vermiyor, saçma ve gereksiz buluyor. Eğer bu konu açıkça konuşulmazsa zaman içinde biri kendisini değersiz hissedebilir diğeri ise gereksiz baskı altında hissedebilir. İşte böyle bir durumda çiftler, ortak değerlerini belirleyerek "biz" kimliğini oluşturabilirler. Bunun için şu gibi konularda konuşmak faydalıdır:
Bu gibi konular üzerinde konuşmak ve uzlaşmak, çiftin birlikte hareket etmesini kolaylaştırır ve dış etkenlerden daha az etkilenmelerini sağlar.
Evliliğin en büyük sınavlarından biri, kök ailelerin müdahalesiyle nasıl başa çıkılacağıdır. Anne-babalar genellikle iyi niyetle hareket etse de zaman zaman yeni kurulan aileye fazla dahil olma eğiliminde olabilirler. Bu noktada çiftin dışarıdan gelen etkilere karşı birlik içinde olması çok önemlidir. Yeni evlenen bir çift düşünelim. Erkek, annesinin sık sık eve gelip temizlik yapmasını, yemek getirmesini normal karşılıyor çünkü annesi yıllarca onun bakımını üstlenmiş. Kadın ise bu durumdan rahatsız çünkü kendi evini kurmak, kendi evinde bağımsız olmak istiyor. Eğer erkek, annesinin bu davranışlarını sorgulamadan kabul ederse eşi kendisini ikinci planda hissedebilir ve bu durum evlilikte büyük bir problem haline gelebilir.
Böyle bir durumda çiftin sınırlarını net bir şekilde belirlemesi gerekir. Eşler birlikte olup şu mesajı karşı tarafa vermelidir:
Bu tür sınırları belirleyebilmek evliliğin dış müdahalelerle zarar görmesini önler ve çiftin birbirine daha bağlı hissetmesini sağlar, çiftin arasındaki güveni arttırır.
Tabii ki de evlilik bir peri masalı değildir ve evlilik boyunca çiftler çeşitli zorluklarla karşılaşacaklardır. Finansal sıkıntılar, çocuk yetiştirme konuları, iş hayatının stresi gibi pek çok faktör, çiftin ilişkisini etkileyebilir. Sağlıklı bir "biz" kimliği oluşturmuş çiftler, bu tür zorluklarla birlikte mücadele etmeyi öğrenirler.
Yeni bir iş kuran bir adam düşünelim. Bu süreçte maddi olarak zorlanıyor ve işleri yoluna koymak için çok fazla mesai harcıyor. Eşi, onun az vakit ayırmasından dolayı kendini ihmal edilmiş hissediyor. Eğer bu çift sorunlarını açıkça konuşamazsa zamanla birbirlerinden uzaklaşabilirler. Böyle bir durumdamda eşlerin birlikte karar alarak süreci yönetmesi çok önemli bir hale gelir. Belki kısa vadede bazı fedakârlıklar yapılabilir ama uzun vadede çiftin birbirini desteklemesi gerekir. Örneğin şu tür bir yaklaşım işe yarayabilir:
Bu tür ortak kararlar, çiftin zor zamanlarda bile birbirine bağlı kalmasını sağlar. Yakınlığı, bağlılığı, güveni ve sevgiyi arttırır.
“Ben”den “Biz”e Geçiş
Son olarak evlilik, bireysel kimliklerin silinmesi değil, iki farklı bireyin ortak bir hayat kurmasıdır. Sağlıklı bir evlilik için çiftlerin kök ailelerinden getirdikleri alışkanlıkları bilinçli bir şekilde gözden geçirmeleri, kendi değerlerini belirlemeleri ve sınırlarını çizmeleri gerekir. Dış etkilere karşı çiftin birbirine öncelik vermesi, “biz” olma sürecini güçlendirir ve evlilik bağını kuvvetlendirir.
Unutmayın, “biz” olmak için önce birbirini anlamak, sonra da birlikte bir yol haritası çizmek gerekir.
Klinik Psikolog Begüm ASLAN