+90 850 308 31 93
altunizade@isavak.org
Altunizade Mah, Kısıklı Cad. NO:51 Üsküdar / İstanbul
Bu aralar danışanlarımla, Viktor Frankl tarafından geliştirilen ve insanın en temelmotivasyonunun hayatın anlamını aramak ve bulmak olduğunu savunan varoluşçu psikoterapi yaklaşımı, yani Logoterapi (anlam terapisi) üzerine yoğunlaştığımız seans süreçlerimiz oldu. İç dünyamda da hayatı “hikmet” kavramı üzerinden ele almak istedim. Malumunuz, hayat bir nehir gibi akıp giderken bizler bazen onun coşkusuna kapılıp savrulabiliyoruz. Herkesin gürültüsü içinde, kalabalığın ortasında sesimizi duyurmak isteriz. Ancak hikmet yüksek sesle konuşmakta değil; çoğu zaman suskunluğun ve derinliğin içinde saklıdır Hikmetli duruş, görünmek için değil; anlamak ve anlamlandırmak için var olmaktır. Bu, dışarıya dönük bir gösteriş değil, içe dönük bir farkındalık hâlidir. İnsan bu yola evvela kalbinin derinliklerinde murakabe-i nefs dediğimiz, yani kendi nefsinin hâllerini gözlemleyebilmekle başlar. Kibirden uzak durarak, kendini ve başkalarını yargılamadan, kıyaslamadan, olduğu gibi kabul edebilmekle yoluna devam eder. Çünkü gerçek irfan ve bilgece duruş, nefsin desiselerini fark edip onlara karşı teyakkuz hâlinde olabilmek; nazlı olan o manevi kalbi ise bu süreçte hikmetle kucaklayabilmektir. Bu süreçte sessizlik ve uzlet de pek mühimdir. Dışarıdaki kaotik hız ve haz etkileşiminekarşı insanın vakurca kendi iç âlemine yönelmesi, orada anlamlı bir sessizlik ve derin birmotivasyon bulması gerekir. Böylece bu anlamlı duruş daha da bereketlenir. Bir de huzur, çoğu zaman söylemediğimiz sözlerde ve yapmadığımız gösterişlerde saklıdır. Belki de en zor olanı budur: Kendimizle barışık durabilmek ve gizli kırgınlıklarımızı, gizli arzularımızı cesurca fark edebilmek. Beklentilerimizin açtığı o boşluğu bir nebze olsun kapatabilmek. Nitekim İbn-i Hazm’ın dediği gibi: “Beklenti acı verir, kabullenmek şifadır.” Bundan mülhemdir ki hikmetli yolculuklar, insanın kendi içindeki derin ve hakiki benlikle buluşmasıdır. Orada ne bir personaya (maske) ihtiyaç vardır ne de yüksek perdeden konuşmaya. Sadece saf bir niyetle, kendine ve hayata hürmetle durabilmek vardır. İşte hayata karşı hikmetli duruş da budur. Hz. Pir Mevlânâ’nın sözleri kulağımızda çınlasın: “Dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait…”Bugün yeni bir sayfa açmak; kendimizi ve başkalarını hikmetle, sevgiyle karşılamak gerekir. Hayatın bir imtihan olduğu şuuruyla bilmek gerekir ki her düşüş, her kırılma ve her yanılgı bizi tekâmül yolunda biraz daha olgunlaştırır. Bu yolda sabırla, şükürle, tevazuyla ve enönemlisi edeple yürümek gerekir.
Velhasıl hikmetli duruş; ne kalabalığın peşinden sürüklenmek ne de insanın kendinikaybetmesidir. Hikmetli duruş; içte sessiz bir sükûnet, vakur bir hâl ve dışa nazik bir ayna olabilmektir. İçimizdeki nefsin (gölgenin) oyunlarını ve dünyanın yaldızlı cazibesini ferasetle görüp tedbir alabilmek; fakat bunu yaparken kendimize yabancılaşmadan, dinginliktekalabilmektir. Hayatın içinde hikmetle durabilen insan, sonunda en büyük özgürlüğü keşfeder. Nefsin prangalarından arınmayı. Çünkü gerçek özgürlük, nefsin hevasından halâs olmakla başlar. İşte o zaman hayat hafifler; ruh derin bir nefes alır. Hikmetli duruş tecelli eder ve insan bu minval üzere tekâmül deryasında kulaç atmaya devam eder.
Psikolog Ömer Faruk BİLDİK