+90 850 308 31 93
altunizade@isavak.org
Altunizade Mah, Kısıklı Cad. NO:51 Üsküdar / İstanbul
Yaşam içerisinde geçmişi ve geleceği düşünerek geçirdiğimiz saatler oldukça fazla olabiliyor. Zihin geçmiş ile ilgili şöyle olabilirdi, böyle olabilirdi; gelecekle ilgili ya şöyle olursa ya böyle olursa gibi düşünmekten o anda sahip olduklarını kaçırabiliyor. Anda sahip olduklarımız az ya da çok, olumlu ya da olumsuz içinde kalabildiğimiz takdirde sakinliğiyle hayatımızı anlamlandırabiliyor.
Peki kontrol edemediklerimizi kontrol edebileceğimize dair yanılgı nereden geliyor. Popüler söylemler zihnimize her yerden saldırıyor, “ Geleceğini garanti altına al.”, “Kendi kaderini kendin yaratırsın.” , “Hayat aldığın kararların bir sonucudur.” , “ Hislerine güven.” "Korkularını yen, potansiyelini açığa çıkar."…
Bu söylemleri bir de tersten düşünelim. Başarısız oldum, demek ki yeterince kontrol etmedim. Ben beceremedim. Yanlış kararlar aldım. Çok başarısız hissediyorum, her şeyi mahvettim. Yeni döngüde: Hiç hata yapmamalıyım, her kararım en doğru karar olmalı, başarısız olmamak benim elimde…
Her yanıyla oldukça kötü hissettiren bir düşünme biçimi ile karşı karşıya kalıyoruz. Bu düşünme biçimi bizi bazen hata yapmamak için hiçbir şey yapmamaya sürüklerken bir şeyler başarısız ve olumsuz sonuçlandığında (ki hayatın olağan akışında çokça başımıza gelir) ise depresif, kaygılı hissetmemize sebep olabilir. Hayatı kaçırıyormuşuz, dışarıda akış var biz dışındaymışız hissi de bu düşüncelerin diğer bir sonucu olarak doğar. Bu durumlar kendi aramızda da kullanım sıklığının arttığına şahit olduğumuz anksiyete (kaygı) ve son dönemde literatüre giren "FOMO" (Fear of Missing Out) yani "bir şeyleri kaçırma korkusu" gibi kavramlarla karşımıza çıkabiliyor.
Bu söylemlerle yaşamak nasıl sonuçlar ortaya çıkarır diye düşündüğümüzde maalesef olumlu cevaplar veremiyoruz. Günlerimiz stres ve yorgunluk ile geçebiliyor. Daha başarılı olmayı beklerken bu düşünceler beklentilerimize bizleri yakınlaştırıyor mu, uzaklaştırıyor mu cevabı sizlere bırakmış olalım.
Alternatif düşüncelerin neler olabileceğini önce kendi içimizde düşünmek faydalı olabilir. Birlikte düşünecek olursak “Sonuç mu? Süreç mi?” sorusuna cevap aramak ilk adımımız olabilir. Eğer cevap süreçse neden sonuçlar ile ilgili düşünmeye devam ediyoruz. Sonuç ile ilgili düşünürken süreçte kendimizi geliştirebileceğimiz alanları kaçırıyor olabilir miyiz? Peki sonuç odaklı olmamak mümkün mü? Sürekli sonuca odaklandığımızda verimimiz de düşüyor. Oysa sonuca odaklanmak başarı dahi getirse süreç odaklı olmak mümkün değil mi? İşte bu gibi sorularla her şey benim kontrolümde algısının sonuçları ve alternatifleri üzerine düşünmek faydalı olabilir.
Kişilerin maddi kayıplardan ziyade değer odaklı kavramlara tutunması, bu süreci kolaylaştırabiliyor. Zihin, bir alışkanlık olarak kendini korumak için çabalarken ve kontrol yanılgısına düşerken onu tutup geri çekmek, bu gerilimle başa çıkmak ve yeni odağımızda kalmaya çalışmak, süreç odaklı olmanın yüzeysel bir formülü olabilir. Ancak bu gerilimle mücadele edebilmek için değer odaklı kaynaklardan sıkı bir beslenme sürecine ihtiyaç duyulacaktır. İnsan, doğası gereği bu gerilimi hep içinde bulunduran bir potansiyele sahip. Bu potansiyeli popüler söylemlerle beslediğimizde, kararımızı kaygılarla vermeye meyilli olabiliriz. Öte yandan değer odaklı kaynaklara kulak verdiğimizde ise kabul, süreçle ilgilenme ve kendi sürecini sahiplenebilmek kolaylaşabilir.
Klinik Psikolog Merve Nur GÜNDOĞDU