Logo

Size iyi geleceğiz...


Icon

Telefon

+90 850 308 31 93

Icon

E-Posta

altunizade@isavak.org

Icon

Adres

Altunizade Mah, Kısıklı Cad. NO:51 Üsküdar / İstanbul

Bülten


Mükemmel Ebeveyn Mükemmel Çocuk

10 Nisan 2026 Cuma
Blog Details

Mükemmeliyet, kulağa ilk başta güven verici bir hedef gibi gelir; kusursuzluk, başarı ve takdirle yan yana anılır. Ancak çocuk yetiştirme söz konusu olduğunda (diğer birçok konuda olduğu gibi) bu hedef, çoğu zaman görünmeyen bir baskıya dönüşür. Bu baskı sadece çocuklara karşı oluşmaz. Ebeveynler de yoğun bir baskı hissederler. Her şeyin en iyisini yapmaya odaklanan anne babalar zorluklar karşısında nerede yanlış yaptıklarını ya da neyin yanlış olduğunu anlamakta güçlük yaşarlar.

Mükemmeliyet, kulağa ilk başta güven verici bir hedef gibi gelir; kusursuzluk, başarı ve takdirle yan yana anılır. Ancak çocuk yetiştirme söz konusu olduğunda (diğer birçok konuda olduğu gibi) bu hedef, çoğu zaman görünmeyen bir baskıya dönüşür. Bu baskı sadece çocuklara karşı oluşmaz. Ebeveynler de yoğun bir baskı hissederler. Her şeyin en iyisini yapmaya odaklanan anne babalar zorluklar karşısında nerede yanlış yaptıklarını ya da neyin yanlış olduğunu anlamakta güçlük yaşarlar. En iyisini yapmak için çabalamalarına rağmen işlerin yolunda gitmemiş olması karşısında öfke hissedebilirler. Oysa ki ortada çoğu zaman gözden kaçırılan basit bir gerçek vardır; mükemmel çocuk diye bir şey yoktur, mükemmel ebeveyn olmadığı gibi.

Mükemmel ebeveyn olmaya çalışmak, çoğu zaman dışarıdan disiplin ve özveri gibi görünse de anne babaların iç dünyalarında ciddi bir yıpranmaya yol açabilir. Sürekli doğruyu yapma baskısı, hata yapma korkusunu büyütürken ebeveynlerin kendilerine karşı daha acımasız ve eleştirel olmalarına neden olur. Bu durum zamanla tükenmişlik, yetersizlik hissi ve kronik bir suçluluk duygusu oluşturabilir; çünkü ne yapılırsa yapılsın “yeterince iyi” hissetmek neredeyse imkânsız hale gelebilir. Ayrıca bu bitmeyen çaba, ebeveynlerin kendi ihtiyaçlarını göz ardı etmelerine, dinlenme ve kendilerine şefkat gösterme alanlarını daraltmalarına da yol açar. Sonuçta mükemmelliğe ulaşma isteği hem ebeveynlerin ruh sağlığını zedeler hem de ebeveynlik deneyimini daha kaygılı ve yorucu bir hale getirir.

Çocuklar açısından değerlendirildiğinde de durum pek farklı olmaz. Mükemmel olmaya çalışan ebeveynlerin çocukları, çoğu zaman açıkça söylenmese bile sürekli bir beklentinin gölgesinde büyürler. Hata yapmanın doğal ve gerekli bir süreç olduğunu öğrenemezler. Sürekli yanlış yapmaktan korkarlar. Yanlış yaparlarsa kabul edilmeyeceklerine dair düşünceleri olur. Kabul görmek için kendilerine ait olmayan davranışlar yapabilirler. Hep doğru olanı yapmak zorunda olduklarına inandıkları için hiçbir şey yapamaz hale gelebilirler. Karar vermekte güçlük yaşarlar. Bu durum çocukların özgüvenlerini etkiler. Kendi değerlerini başarılarıyla ölçmelerine yol açabilir. Zamanla çocuklar, denemekten kaçınırlar. Risk almaktan korkarlar. Sürekli onaylanma ihtiyacı hissederler. Dahası, ebeveynin yüksek standartlarını içselleştirerek kendilerine karşı da acımasız bir tutum geliştirebilirler. Sağlıklı gelişim, kusursuz olmaktan değil, hatalarla birlikte kabul görmekten ve koşulsuz değerli hissedebilmekten geçer.

Ebeveynlerin mükemmel olma çabaları çoğu zaman tek bir nedenden kaynaklanmaz. Toplumsal beklentiler ve öğretiler anne babaların çocuk yetiştirme stillerini etkiler. Çevrenin beklentileri ve anne babaların istekleri doğru olanın ne olduğuyla ilgili kafa karışıklığına sebep olur. “İyi ebeveynlik” üzerine çizilen idealize edilmiş kalıplar ve özellikle sosyal medyada sergilenen kusursuz aile tabloları, ebeveynlerde yetersiz kalma korkusunu tetikleyebilir. Aynı zamanda bilginin daha kontrolsüz bir şekilde paylaşılır olmasıyla ebeveynler çok fazla içeriğe maruz kalırlar. Daha kaygılı bir yapıya sahip olan anne babalar çocuk psikolojisi ile ilgili gördükleri her paylaşımdan çocuklarını ve kendilerini kontrol edebilirler. Her şeyin tam olması isteğiyle çok daha fazla araştırma yapabilirler. Doğru kaynaklardan faydalanamadıkları zaman kendilerinde ve çocuklarında olmayan problemler bulabilirler. Ayrıca, kendi çocukluk deneyimleri de bu noktada belirleyici olur. Eleştirel ya da yüksek beklentili ortamlarda büyüyen anne babalar, farkında olmadan aynı döngüyü sürdürme eğilimi gösterebilirler. Büyürken yeteri kadar desteklenmeyen ebeveynler çocuklarının kendileriyle benzer eksiklikler hissetmemeleri için her şeyi tam yapmak isteyebilirler. Bunun yanında, çocuğun geleceğine dair duyulan yoğun kaygı ve rekabetçi eğitim sistemi de mükemmel olma baskısını arttırabilir.

Ebeveynlikte mükemmeli aramak hem ebeveyn hem de çocuk için ulaşılması güç bir hedefin peşinde yorulmak anlamına gelir. Çocukların da anne babaların da ihtiyaçları kusursuz olmak değil, yeterince iyi olmaktır.

Psikolog Elif Büşra Bozali Güneş