+90 850 308 31 93
altunizade@isavak.org
Altunizade Mah, Kısıklı Cad. NO:51 Üsküdar / İstanbul
Ocak ayı çoğumuz için bir başlangıç hissi taşır. Yeni kararlar, tazelenen umutlar ve
“bu yıl bazı şeyleri farklı yapacağım” cümleleriyle gelir. Evlilikler için de Ocak ayı
aslında benzer bir daveti içinde barındırır: Durup ilişkiye yeniden bakmak, nelerin iyi
gittiğini fark etmek ve zorlanan alanlarda daha bilinçli adımlar atmak. Bu durup
bakma hâli, bir eleştiri ya da yargılama değil; aksine evliliği koruma ve güçlendirme
niyetinin bir göstergesidir. Tam da bu noktada, uzun süreli ve sağlıklı evliliklerin
temelinde yer alan üç ana kavramdan söz edebiliriz: sevgi, saygı ve sadakat. Kısaca,
Evlilikte 3S Kuralı.
Sevgi: Hissetmekten Öte, İlişkiyi Besleyen Bir Davranış Biçimi
Sevgi çoğu zaman yoğun bir duygu olarak tanımlanır. Zamanla azalmasından ya da
kaybolmasından sıkça söz edilir. Oysa psikolojik ve klinik açıdan baktığımızda
sevgi, gelip geçen bir duygu olmaktan ziyade bilinçli olarak sürdürülen bir
ilişki pratiğidir. Uzun soluklu evliliklerde belirleyici olan şey, duygunun yoğunluğu
değil; eşler arasındaki bağın nasıl korunduğudur.
Sevgi; eşin ihtiyaçlarına duyarlı olmak, zor anlarda duygusal olarak ulaşılabilir
kalabilmek ve “yalnız değilsin” mesajını tutarlı biçimde verebilmektir. Araştırmalar,
eşlerin birbirlerinin duygularına düzenli ve şefkatli şekilde yanıt verdikleri ilişkilerde
bağlanmanın güçlendiğini göstermektedir. Sevgi çoğu zaman büyük sözlerden değil;
günlük hayatta gösterilen küçük ama sürekliliği olan davranışlardan beslenir.
Dinlenildiğini hissetmek, önemsenmek ve görülmek sevginin en somut
göstergelerindendir.
Saygı: Sevginin Güvende Olduğu Alan
Sevgi ancak saygının olduğu bir zeminde sağlıklı şekilde var olabilir. Saygı, eşinizi
sizinle aynı düşünmek zorunda olan biri olarak değil, ayrı bir birey olarak kabul
edebilme becerisidir. Evlilikte saygı; farklılıklara tahammül gösterebilmek, eşin
duygularını küçümsememek ve çatışma anlarında bile incitici olmamayı
seçebilmektir.
Klinik çalışmalarda sıkça karşılaşılan durumlardan biri şudur: Eşler birbirlerini
sevdiklerini söylerler, fakat iletişimlerinde kırıcı bir dil hâkimdir. Alay etmek,
küçümsemek, tehditkâr olmak ya da susarak cezalandırmak, evliliğin duygusal
güvenliğini zedeler. Özellikle Gottman’ın uzun yıllara dayanan araştırmaları, evlilikte
saygısızlık ve küçümsemenin ilişkiyi en fazla yıpratan faktörlerden biri olduğunu
göstermektedir. Saygı, eşlerin birbirlerine kendileri olabilecekleri güvenli bir alan
sağlamasıdır.
Sadakat: Güveni İnşa Eden ve Koruyan Temel Değer
Sadakat çoğu zaman yalnızca aldatma kavramı üzerinden ele alınır. Oysa klinik
olarak baktığımızda sadakat, evlilikte bundan çok daha geniş ve hassas bir alanı
kapsar. Sadakat yalnızca fiziksel ya da duygusal bir üçüncü kişinin varlığıyla
sınırlandırılamaz; eşin arkasından gizli işler çevirmemek, evlilik bağını
zedeleyecek davranışları bilerek ve isteyerek sürdürmemek anlamına gelir.
Sadakatsizlik her zaman fiziksel olmak zorunda değildir. Saklamak, gizlemek, eksik
söylemek, önemli konularda eşini bilgilendirmemek ya da bilerek habersiz bırakmak
da sadakatin ihlali olarak değerlendirilir. Çünkü sadakat, ilişkide şeffaflık ve güven
duygusunu korumayı içerir. Eş, evlilik içinde neler olup bittiğini sonradan öğreniyorsa;
bazı bilgileri tesadüfen fark ediyorsa ya da “benden bilinçli olarak saklandı”
duygusunu yaşıyorsa, burada güven ciddi şekilde zarar görür.
Klinik gözlemler ve araştırmalar göstermektedir ki evliliklerde en yıkıcı etkilerden biri,
gizli yaşam alanlarının oluşmasıdır. Bu gizlilik üçüncü bir kişiyle ilgili olmasa bile;
maddi konular, sosyal ilişkiler, mesajlaşmalar, karar süreçleri ya da bireysel tercihler
üzerinden de ortaya çıkabilir. Mesele neyin yapıldığı kadar, neden saklandığıdır.
Saklama davranışı çoğu zaman suçluluk, kontrol ihtiyacı ya da yüzleşmekten
kaçınma gibi süreçlerle ilişkilidir ve zamanla evlilikte duygusal mesafeyi artırır.
Sadakat; eşini kırmamak için değil, ilişkiyi korumak için dürüst olabilmektir. Rahatsız
edici olsa bile gerçeği paylaşmak, zor konuşmaları ertelememek ve evlilik içindeki
sorumluluğu tek başına değil, birlikte taşımayı seçmektir. Güven duygusu sadakatle
doğrudan ilişkilidir ve güven sarsıldığında yaşanan şey sadece hayal kırıklığı değil;
kişinin kendini değersiz, dışlanmış ve yalnız hissetmesidir. Bu nedenle sadakat,
evliliğin yalnızca ahlaki değil; psikolojik olarak da en temel yapı taşlarından biridir.
“Sevgiline Saygı, Sevgine Sadakat”
Bu ifade, evliliğin duygusal ve etik dengesini sade ama son derece güçlü bir şekilde
özetler. Sevgi; incitmemeye niyet etmekle başlar, saygıyla korunur ve sadakatle
sürdürülebilir hâle gelir. Seviyorsan, eşinin arkasından iş çevirmemeyi; onun bilmesi
gereken konuları saklamamayı; ilişkinin yükünü tek başına değil, birlikte taşımayı
seçersin.
Sadakat yalnızca aldatmamak değildir. Sadakat; gizlememek, eksik söylememek,
eşini bilinçli olarak habersiz bırakmamak ve “bilse üzülür” gerekçesiyle ilişki içinde
gölgeli alanlar oluşturmamaktır. Çünkü sevgi, ancak güvenin olduğu yerde huzur
verir. Güvenin zedelendiği bir evlilikte, sevgi bile zamanla sorgulanan ve yorucu bir
hâl alır.
Saygı, eşinin duygularını değersizleştirmemeyi; sadakat ise eşinin gerçeğini elinden
almamayı gerektirir. Bir evlilikte eş, en son öğrenen kişi hâline geliyorsa, fiziksel bir
aldatma olmasa bile ilişki ciddi şekilde zarar görür. Bu nedenle “sevgiline saygı”,
yalnızca kırıcı olmamak değil; “sevgine sadakat” ise yalnızca sınır koymak değil,
şeffaf ve dürüst bir ilişkiyi seçmektir.
Evlilik kusursuz olmak zorunda değildir; fakat güvenli, saygılı ve açık bir ilişki olmak
zorundadır. Gizlenenlerin biriktiği, konuşulmayanların çoğaldığı ve “nasıl olsa
anlamaz” düşüncesinin hâkim olduğu evliliklerde, en çok zarar gören şey ilişkideki
bağdır. Oysa sağlıklı evlilikler; zor olanı konuşabilme cesaretiyle, rahatsız edici olsa
da gerçeği paylaşabilme sorumluluğuyla güçlenir.
Ocak ayı, evliliğe yeniden bakmak ve bazı soruları dürüstçe sormak için iyi bir
başlangıç olabilir:
“Eşime gerçekten saygılı mıyım?”
“İlişkimizin hiçbir alanında gizli kapılar var mı?”
“Sevgimi, güvenli ve şeffaf bir şekilde yaşatıyor muyum?”
Bu sorular suçlamak için değil; ilişkiyi onarmak ve güçlendirmek için sorulduğunda
iyileştirici olur. Unutulmamalıdır ki güçlü evlilikler; büyük sözlerle değil, her gün
yeniden seçilen sevgi, korunan saygı ve bilinçle sürdürülen sadakatle inşa edilir.
Uzman Klinik Psikolog Begüm Turanoğlu