+90 850 308 31 93
altunizade@isavak.org
Altunizade Mah, Kısıklı Cad. NO:51 Üsküdar / İstanbul
Teknolojinin hayatımızın merkezine yerleşmesiyle birlikte sosyal medya, ilişkilerimizi de etkileyen güçlü bir araç haline geldi. Günümüzde çiftler, mutlu anlarını paylaşarak ilişkilerini dış dünyaya göstermekten çekinmiyor. Ancak sosyal medyanın yanlış kullanımı, özellikle de “mükemmel evlilik” algısının yaygınlaşması, birçok çiftin ilişkisini olumsuz yönde etkileyebiliyor. Çoğu zaman gerçekliği yansıtmayan bu gösterişli paylaşımlar, kıyaslama, tatminsizlik ve iletişim problemleri gibi sorunlara yol açabiliyor. Peki, sosyal medyanın evlilikler üzerindeki etkileri nelerdir ve bu etkilerle nasıl başa çıkabiliriz?
Instagram, Facebook ve TikTok gibi platformlarda, çiftlerin romantik anlarını sergilediği, lüks tatillerde vakit geçirdiği ve sürprizlerle dolu bir hayat yaşadığı paylaşımları sıkça görüyoruz. Bu paylaşımlar, dışarıdan bakıldığında kusursuz bir evlilik izlenimi yaratıyor. Ancak bir çoğumuz bu paylaşımların çoğunun yalnızca belirli anların özenle seçilerek sunulmasıyla oluşturulduğunu unutuyoruz.
Gerçek bir evlilik, sosyal medyada paylaşılan birkaç mutlu andan ibaret değildir. Birlikte yaşanan zorluklar, günlük hayatın stresi ve iletişimdeki iniş çıkışlar, her evlilikte bulunan doğal süreçlerdir. Ancak sosyal medyada bu yönlerin gösterilmemesi, bu paylaşımları gören kişilerin kendi evliliklerini yetersiz hissetmesine yol açabilir.
Sosyal medyada sürekli olarak "ideal" çiftleri gören bireyler, kendi ilişkilerinin bu standartlara uymadığını düşünerek hayal kırıklığına uğrayabilir. Örneğin, eşiyle sevgi dolu bir ilişki yaşayan bir birey, sosyal medyada gördüğü büyük jestleri, lüks tatilleri ve sürprizleri kendi hayatında göremediğinde, ilişkisini ve kendisini değersiz hissetmeye başlayabilir.
Bu durum zamanla çiftler arasında memnuniyetsizlik ve tatminsizlik yaratabilir. Oysa bir ilişkinin değerini belirleyen şey büyük ve gösterişli anlar değil, günlük hayatın içindeki küçük ama samimi detaylardır. Sabah içilen bir kahve, zor bir günün ardından verilen bir
sarılma ya da beraber izlenen bir film, bir ilişkiyi besleyen en değerli anlar olabilir. Ancak sosyal medya, bu küçük ama anlamlı anları göz ardı etmemize neden olabilir.
Sosyal medya yalnızca kıyaslama yapmakla kalmaz, aynı zamanda çiftler arasında güvensizlik duygusunu da artırabilir. Örneğin, bir eş sosyal medyada çok fazla vakit geçiriyor ve takip ettiği kişiler hakkında bilgi vermiyorsa, diğer eş kendini dışlanmış ya da ihmal edilmiş hissedebilir.
Ayrıca, bazı bireyler sosyal medyada daha fazla beğeni almak ve onay görmek için ilişkisinde olmadığı bir mutluluk tablosu çizebilir. Gerçek hayatta tartışmalar yaşayan bir çift, dışarıdan bakıldığında mükemmel bir ilişkiye sahipmiş gibi görünebilir. Ancak bu tür yapay mutluluk paylaşımları, çiftler arasındaki asıl sorunların görmezden gelinmesine neden olabilir.
Bunlara ek olarak, sosyal medya kullanımı evlilikte güvensizlik yaratabilir. Bunu önlemek için çiftlerin birbirleriyle açık ve sağlıklı bir iletişim kurmaları önemlidir. Sosyal medya ile ilgili sınırlar belirlemek, şüpheleri ortadan kaldırarak ilişkinin güçlenmesine yardımcı olabilir.
Peki, sosyal medyanın evliliğinize zarar vermesini nasıl engelleyebilirsiniz? İşte bu konuda bazı öneriler:
bırakıp tamamen birbirinize odaklanmak ilişkinizi güçlendirebilir.
Sosyal medya, doğru kullanıldığında keyifli bir araç olabilir, ancak yanlış kullanımı evliliğe zarar verebilir. Özellikle idealize edilmiş evlilik paylaşımları, çiftler arasında kıyaslama, tatminsizlik ve güven problemlerine neden olabilir. Bu nedenle, sosyal medyada gördüklerimizin yalnızca bir seçme olduğunu ve gerçek hayatın bundan çok daha derin olduğunu hatırlamak önemlidir.
En güçlü evlilikler, büyük jestlerden değil, küçük ama anlamlı anlardan beslenir. Sosyal medyanın gösterişli dünyasına kapılmak yerine, ilişkinizin gerçek değerine odaklanarak daha sağlıklı ve mutlu bir birliktelik inşa edebilirsiniz. Unutmayın, en güzel anlar paylaşılan değil, gerçekten yaşanan anlardır.
Klinik Psikolog Begüm ASLAN